Tarikat yurtları ya da Diyanet kursları çocuklarımız için her açıdan tehlikeli!

Tarikat yurtları ya da Diyanet kursları çocuklarımız için her açıdan tehlikeli!

Antalya Kepez’de Erenköy Cemaati’na ait kaçak öğrenci yurdunda kalan bir öğrencinin vahşice katledilmesinin ardından Erzurum’da da Diyanet’e ait bir kursta yedi çocuğun cinsel istismara maruz kaldıkları ve olayın üstünün kapatılmaya çalışıldığı açığa çıktı

Yoksul çocuklarının mecburen kaldıkları kaçak tarikat-cemaat yurtlarında hiçbir denetimin yapılmadığını; binaların yurt olabilmeleri için gerekli donanıma sahip olup olmadığının kontrol edilmediğini; devletleşmiş siyasal İslam’ın, dayandığı tarikat ve cemaatleri her konuda özgür bıraktığını; Adana Aladağ’da Sülaymancılara ait kaçak kız yurdunda 2016 Kasım’ında yaşanan yangın faciasından biliyoruz. Çocukların hepsi civar köylerden gelen yoksul halk çocuklarıydı, okul yoktu köylerinde, para da… Şehirde okuyabilmeleri ancak bu tür parasız yurtlar üzerinden olabiliyordu. Yine Ensar Vakfı’na ait evlerde kalan 9-10 yaşlarındaki en az 45 erkek öğrencinin 2012-2015 yılları arasında 54 yaşındaki “öğretmen” Muharrem Büyüktürk’ün tecavüzüne uğraması ya da burada sayamadığımız benzer pek çok vaka, yoksulluk ve ideolojik hegemonyayla buralarda kalan-okuyan çocukların can güvenliklerinin, ruh ve beden bütünlüklerinin tehlike altında olduğunu defalarca gösterdi.

Cemaat’in denetimden uzak kaçak yurdunda bir öğrenci vahşice katledildi!

Bu gerçeğin son trajik örneği de Antalya Kepez’de Erenköy Cemaati denilen gruba ait kaçak öğrenci yurdunda yaşandı. Ahşçı olarak çalışan İhsan Güney, 18 yaşındaki Akdeniz Üniversitesi öğrencisi Mehmet Sami Tuğrul’u ‘Deccal’i vurdum‘ diye bağırarak vahşice katletti. İŞİD yöntemleriyle cinayet işleyen Güney’in şizofren hastası olduğu ve dört aydır kontrollere gitmediği öğrenilen başka bir bilgiydi.

Erenköy Cemaatine ait olduğu belirtilen bu binayı İlim ve Kültür Derneği bir polis müfettişinden kiralamıştı. Daha sonra öğrendik ki, derneklerin yurt kurma yetkisi olmadığı gibi, Kepez’de vahşetin yaşandığı yurt da denetimden de yurt olma vasıflarından her bakımdan uzak bir mekanmış.

Tarikat ve cemaatlere sınırsız özgülük tanıyan devlet, onların karanlık yüzünün açığa çıktığı her olayda olduğu gibi bunda da ilk olarak yayın yasağı getirmekle başladı işe.

Diyanet kursunda 7 çocuk tecavüze uğradı, olay gizlendi!

Bu olayın şoku geçmeden bu sefer de Erzurum’da dini eğitim faaliyeti yürüten Diyanet’e bağlı bir Kur’an kursunda çocukların cinsel istismara maruz kaldıkları ortaya çıktı.

Erzurum Ekspres’den Sinan Özçaylak haber yapmasaydı ruhumuz bile duymayacaktı. Oysaki bu korkunç olayın faili kaçmaya çalışırken Yozgat’ta yakalanmıştı bile!

Özçaylak’ın haberine ve aktardıklarına göre olay dün akşam kendisine telefonla yapılan ihbarla açığa çıktı. Arayan ses, H.B.E Kuran kursunda 10 -11 yaşlarında 7 çocuğun cinsel istismara uğradığını, failinin kaçtığını, olayın üstünün kapatılmasından endişe duyduklarını söylemişti.

“Hemen yetkili kim varsa aradım” diyen Özçaylak, telefonlara yanıt verenlerin hepsinin olayı inkar ettiklerini, ama tedirginliklerinden ihbarın doğru olduğunu anladığını ifade etti. Özçaylak sabah müftüye ulaşmaya çalıştığını ama müftünün 1001 hatim programına Cumhurbaşkanını davet etmek için Ankara’da yoğun mesai harcadığını (!) öğrendiğini, yardımcısına da ulaşamadığını belirttikten sonra, nihayet valinin olayı doğruladığını, onun da diğerleri gibi “aman şehrimizin adı çıkmasın” kaygısıyla hareket ettiğini ifade etti. Bu kaygının “aman şehrimizin adı çıkmasın” kaygısı olmadığını, asıl olarak diğer cemaat ve tarikat yurtları gibi Diyanet’in adının korunma çabasını ifade ettiğini biz biliyoruz.

Özçaylak’ın yazısının devamı şöyle:

Hemen Erzurum Valisi Okay Memiş’in yanında aldım soluğu.

Ne acıdır ki Vali bey olayı doğruladı. Zanlının kaçmak isterken Yozgat’ta yakalandığını ve güvenlik nedeniyle de Erzurum’a getirilmediğini belirterek hemen adı geçen kurumda görevli bir çok kişi hakkında idari soruşturma başlatarak, görevden uzaklaştırıldıkları, Cumhuriyet Savcılığının da gerekli adli işlemleri başlattığını söyledi. Sayın Valimiz de Erzurum hassasiyetiyle “Olayın haber olmaması arzusunu ilettikten sonra yine de siz bilirsiniz” dedi.

Şehrin imajı 

Kimse kusura bakmasın, empati yapmalıyız. O çocuğun ailesinin yerinde olsanız, “aman kimse duymasın” deyip şehrin imajı düşüneceğiz son şey olur. Sayın müftü Beye de bir çift lafım var: Ankara’da, nasıl şovumu yaparım diye koşturmaktansa, Erzurum’da kalıp çocuklarımıza sahip çıkın. Öğrendik ki bu alçak sapık gönüllü murakıpmış. Erzurum’da bunun gibi kaç gönüllü murakıp var araştırılsın. Bunu kim o kuruma almış, soruşturulsun. O Kuran kursundaki diğer bütün çocuklar uzman psikolog eşliğinde dinlensin. Belki de diğer çocuklarda aynı muameleye maruz kalmış olabilir. Suçlu kimse en ağır şekilde cezalandırılsın


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar