The Washington Post’un CIA tarzı Küba covid raporu

The Washington Post’un CIA tarzı Küba covid raporu

Küba Batı dünyasının en düşük enfeksiyon hızı ve yine en düşük covid-19 ölüm oranına sahip ülkelerinden biridir. Bu görece küçük ada ulusu, kendi aşısını geliştiren yegane Latin Amerika ülkesidir. Uzun zamandır ihtiyaç fazlası sağlık çalışanını Latin Amerika içinde ve dışında başka uluslara yolladığı için Küba’nın aşısını da ihraç etmesini bekleyebiliriz. 11 milyon nüfuslu bu ada ülkesi yıl sonuna kadar 100 milyon doz aşı üretmiş olacak.

Paul Street

Amerikan şirket medyasının kuşkuculuğunu asla küçümsemeyin. İskoç kökenli tarihçi Helen Yaffe’nin yakın geçmişte Counterpunch‘ta yazdığı gibi, sosyalist Küba’nın klinik deneme aşamasında beş adet covid-19 aşısı bulunuyor “ve kendi nüfusunun tamamını aşılayan ilk uluslardan biri olmak üzere.” Dahası, “Küba önlem odaklı, topluma dayalı halk sağlığı sistemini, vakaları saptamak ve tedavi etmek için günlük ev ziyaretleri yürüterek ve tıbbi bilimler sektörünü, hastalar için yeni tedaviler uygulamak ve covid-19 aşıları üretmek için yönlendirerek covid-19’a karşı hücuma geçirmiştir. Bu gelişmeler yalnızca Küba için değil tüm dünya için umut vericidir.”

Küba Batı dünyasının en düşük enfeksiyon hızı ve yine en düşük covid-19 ölüm oranına sahip ülkelerinden biridir. Bu görece küçük ada ulusu, kendi aşısını geliştiren yegane Latin Amerika ülkesidir. Uzun zamandır ihtiyaç fazlası sağlık çalışanını Latin Amerika içinde ve dışında başka uluslara yolladığı için Küba’nın aşısını da ihraç etmesini bekleyebiliriz. 11 milyon nüfuslu bu ada ülkesi yıl sonuna kadar 100 milyon doz aşı üretmiş olacak.

ABD’nin zalim ambargosuna rağmen Küba’nın elde ettiği bu başarı olağanüstüdür. Yaffe’nin belirttiği gibi, tüm bunlar, emperyalist kapitalist egemenliğin dışında ve ona karşı yaratılmış bir toplum, sosyalizm sayesinde oluşmuştur. Yaffe şöyle diyor: “Küba biyoteknolojide dünya lideri haline gelmiştir çünkü bilime ve teknolojiye yatırım yapan, insanın refahını kapitalizmin ve açgözlülüğün önüne koyan, ekonomisi merkezi olarak planlanan sosyalist bir devlettir. Sosyalist Küba’nın covid-19 karşısında ulusal ve uluslararası alanda sıradışı müdahalesinin altında yatan kapitalist kâr dürtüsünün olmayışıdır.”

Gerçekten. Sosyalist Küba’nın kurucularından biri, dost insanlara duyulan sevginin devrimciliğin temelinde yattığını söyleyen, hiçbir özel birikim ve kazançla ilgilenmeksizin en başa insanlığı yerleştiren Marksist bir hekimdir (Che Guevera) Hayal edin.

Fakat uzun zamandır CIA-bağlantılı Washington Post muhabirleri, gazeteci Anthony Faiola ve Ana Vanessa Herrero çok biliyorlar. Sosyalist Küba’nın hümanist covid-19 başarısında görebildikleri tek şey “ABD’nin terörizme destek veren ülkeler listesine Trump yönetiminin son günlerinde tekrar eklenen tecrit edilmiş bir ülkenin halkla ilişkiler darbe girişimi”dir.

İspanyol isimli Yanki gazeteciler sadece Küba’nın aşıları sayesinde korunup kurtarılacak hayatlar üzerine yorum yapmakla kalmıyor aynı zamanda Küba aşılarının Küba’yı “Washington tarafından ‘Şer Ekseni’ ve ‘Zulüm Üçlüsü’ -İran ve Venezüella- diye gruplanan ulusların eczacısı haline getirebileceğini de söylüyor.

Faiola ve Herrero, Washington’un Orwellvari bir saçmalıkla Küba’yı terörist bir devlet olarak isimlendirmesi ve onu Venezüella ve İran ile birlikte ‘Zulüm Üçlüsü’ olarak gruplandırması ya da Washington’un çoktandır yürürlükte tuttuğu ‘tecrit” uygulaması (ABD’nin emperyalist hegemonyasından ayrılarak işlediği bağışlanmaz günahın cezası) üzerine hiçbir şey söylememektedir.

Lakin imparatorluk yazarları Faiola ve Herrero, sağcı Küba eleştirmeni, ABD güdümlü Amerika Konseyi’nin Başkan Yardımcısı Eric Farnsworth’ün Küba’nın aşılarının “oldukça kötü şeyler yapmakla suçlanmakta olan bir ülkenin imajını nasıl yumuşatacağı”na ilişkin görüşlerini aktardıkları için mutludurlar. Failoa ve Herrero, “Bu, Küba’nın iyi bir şey üretemeyen açıkça otoriter bir ülke olduğu mesajını zayıflatır,” diye yazar.

Ve Küba’ya ilişkin olarak bu karalayıcı iftira ve mesajı ortaya atan kimdir, insanlık ve eşitlik politikaları ve değerlerinin bir önderi mi? Tabii ki Washington Post ve ABD’nin diğer başlıca medya organlarındaki iyi dostlarının yardımıyla Eric Farnsworth gibi ABD propagandacıları.

The Post muhabirleri Küba’yı “aşı turizminden” ve aşı ihracatından kar sağlamaya çalışmakla da suçluyorlar, sosyalist bir ulusun Sam Amca’nın vahşi ambargo ve yaptırımları karşısında kapitalist-olmayan hayatlarında olağanüstü işler yapmalarında sanki bir yanlışlık varmış gibi…

Habercilerin dediği gibi, buna aldırmayın, “Küba yoksul ülkelere aşıyı bedava ya da çok düşük ücret karşılığı temin edecektir.”

Ah, “Ama,” diyor Faiola ve Herrero,”Geçen yıl koronovirüs savaşında ağır darbe yiyen ülkelere yardım etmek üzere gönderdiği çok sayıda tıbbi personelden ya da doktor ve hemşirelerden oluşan acil servis ekiplerinden elde ettiği kârlara benzer paralar kazanarak başkalarından prim alabilirdi.

Kimin için kâr? Bogota, Quito, Lima, Sao Paolo ve Rio de Janerio gibi eciş bücüş Latin Amerikan şehirlerindekilere benzer gelişigüzel yayılmış gecekondu mahallelerinde yaşayan çaresiz ve yoksul kitlelerden korunmak için güvenliğini silahlı personelin sağladığı ihtişamlı konaklarda yaşayan Kübalı İlaç Şirketleri yöneticileri için mi? Hayır, Küba sosyalist devleti ve yüksek yaşam standardı ile düşük karbon ayak izini olağanüstü biçimde birleştirmiş bir ulusa hizmet eden sıradışı tıbbi-endüstriyel tesisleri ve eğitim sistemi için.

“Başarılı bir aşı,” diyor Faioa ve Herrero, “yurttaşlarının kıtlık nedeniyle yiyecek, sabun ve diş macunu kuyruklarında saatlerce beklediği vahşi bir ekonomik krizden mağdur olan Küba için yeni ve hayati bir gelir kaynağı olabilirdi. Gelirlerin frenlenmesi, ABD uçuşlarının azaltılması, yolcu gemisi trafiğinin sonlandırılması ve Küba’nın küresel finans sitemine erişiminin büsbütün zorlaştırılması suretiyle ABD’nin Küba’ya uyguladığı uzun süren ekonomik ambargonun katılaştığı Trump dönemi yaptırımları altında ekonomi daha da kötüleşti.”

Harika, madem öyle, Küba’ya aşı geliştirmesi için şans dileyelim, olmaz mı? Bu olağanüstü ada ulusuna ölüme ve hastalığı karşı verdikleri soylu savaşta yardım edebilmek için ambargoya son verelim ve yaptırımları kaldıralım, olur mu?

Doğal olarak Failoa ve Herrero’nun haberinde Küba’nın başarısını olumlayan hiçbir şey yoktur. Hikaye Küba Hükümeti’ne muhalif birinin şu sözleri ile son bulur: “Küba bu aşının kendisine politik itibar kazandıracağını düşünmektedir. En azından, bu [daha fazla] propaganda anlamına gelecektir.”

İmparatorluk kuşkucuları ve propagandacıları dünyayı sadece sinizm ve propaganda merceği arkasından görürler ve gördüklerini başkalarına yansıtırlar. İşte hepsi bu!..

Counterpunch‘ın 2 Nisan 2021 tarihli sayfasında yer alan “Some Standard Cynical CIA-Style Cuba Covid Reporting at The Washington Post” Paul Street imzalı makale Alınteri Çeviri Grubu tarafından Türkçeleştirilmiştir.


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar