Uzun bir gece

Uzun bir gece

Necati Cumalı hikayelerinin eksen noktası olarak kadın ve Urla seçilmiştir. Cumalı, Anadolu’da kadın kavramına karşı takınılan tavrı, kadını isteği dışında bir yerlere sürükleme eğilimini, abartmalara kaçmadan vermektedir.

Necati Cumalı

Necati Cumalı hikayelerinin eksen noktası olarak kadın ve Urla seçilmiştir. Cumalı, Anadolu’da kadın kavramına karşı takınılan tavrı, kadını isteği dışında bir yerlere sürükleme eğilimini, abartmalara kaçmadan vermektedir.

Onun Batı Anadolu’daki durumu bunca gerçekçi bir tutumla anlatmasının hiç kuşku yok İzmir Urla’da yıllarca süren bir avukatlık yaşantısına bağlamak gerekmektedir.

Ayrıca Cumalı konuyu işlerken haksızlıklara ve bozukluklara karşı kadının başkaldırısını da bize hikayeleriyle iletmektedir. Kadın sorununa dair kanımca en iyi öykü, “Uzun Bir Gece” hikayesidir.

Sevmediği bir erkekle evlendirilen bir kadının bir gecelik yasak aşkının serüvenidir. Ama kadın güven arayan biri olarak tekrar kocasına dönecek ve o bir gecenin acı anısını saklayacaktır.

Olayların çıkış noktasını sadece cinsellik olarak nitelendiremeyiz. Bunların nedeni töreseldir, ekonomiktir ya da her ikisi bir aradadır. Okur ilk okuyuşta bu hikayelerin birer cinsel hikaye olduğu kanısına varabilir, ama ilerledikçe bunların kendisini düşündürmeye yönelttiğini, hatta cinsellik duygusunu ikinci plana atmak zorunda kaldığını farkedecektir. “Uzun Bir Gece” 1986 yılında sinemaya aktarılmış ve döneminin en beğenilen filmi olduğuna dair epey övgü toplamış.

Urla Belediyesi tarafından Necati Cumalı anısına yazarın adını taşıyan evde paneller ve yazarın sinema filmine alınmış eserlerin gösterimi yapılıyormuş. Korona bitimi İzmir Urla’ya yolum düşerse yazarın evini ziyaret etmeyi düşünüyorum.

Necati Cumalı kitapta geçen bir öyküyü röportajında anlatırken şunları söylüyor:

Benim için önce bir tohum, bir çekirdek vardır bir öyküye ya da bir şiire, öbür türlerde yazdıklarıma başlarken… ‘Aylı Bıçak’taki ilk öyküyü ele alalım. Nedir çekirdek dediğim o öyküde? Firdevs bir erkeği seviyor, başka bir erkekle evleniyor, evlilik yatağına giriyor. Buraya kadar binlerce kez yazılmış, karı-koca-âşık üçgeniyle ilgili öykülerden değişik bir yanı yok olayın. Ama Firdevs’in örnek denilecek bir tutumu var olayda. Kocasına el sürdürtmüyor kendine. Sevdiği erkeğe tam anlamıyla sadık kalıyor. Sevdiği erkekle ilişkisini en korkusuz bir davranışla sürdürüyor, kadınlığını sevdiği erkeğe sunuyor. Buna karşılık kocasının evinde ev işlerini, tarla işlerini kusursuz, eksiksiz yerine getiriyor. Kocasına, ev kadını olarak örnek bir eş, sevdiği adama yine sevgisinde örnek olacak bir kadın olarak davranıyor. Bu demektir ki Firdevs, insanla birlikte var olan bir sorunu kadın-erkek-âşık ilişkisini örnek bir çözüme bağlıyor.

Engels’in “Ailenin, Özel Mülkiyetin, Devletin Kökeni”ni okursanız, böyle bir çözüme ulaştığını görürsünüz aşkla ilgili teorilerinde. Firdevs’in davranışı son derece insancıl da… Açık davrandığı ölçüde saygılı bir davranış. Elinden geldiği kadar kocasını küçük düşürmüyor, yarı yolda bırakmıyor. Bu tutumlarıyla Firdevs örnek bir kadın örneğidir gözümde. Bir erdem örneğidir.

Elbette bu kitabı hepinize tavsiye ederim; öyküsünün çıkarımını Engels üzerinden yapan bir yazar okunmaz mı dostlar?..

Keyifli okumalar, sağlıcakla ve dostlukla kalın

Gürbüz Deniz


Yorum yap

E-Mail adresiniz yayımlanmayacak. İşaretli alanları doldurmanız zorunludur *

Yanıtı iptal et

İlgili yazılar